12 12 2012

Werther'in Acıları

” Ey tanımadığım Yaratıcı! Bir zamanlar tüm ruhumu sarmıştın , ama şimdi bana yüz çevirdin! Çağır beni yanına! Boz bu suskunluğunu! Suskunluğun, susamış ruhumu yanına gelmekten alıkoyamayacaktır. Bir insan, bir baba kızabilir mi ? Hiç beklenilmediği bir anda yanına dönen oğlu boynuna sarılsa ve haykırsa: Döndüm, baba ! Senin öngörmüş olduğun süre kadar dayanamadığım ve bu yolculuğu yarıda bıraktığım için kızma bana. Dünya her yerde aynı: Çabalıyor ve çalışıyoruz, karşılığında da ücretimizi alıyoruz ve seviniyoruz; ama bundan bana ne ? Ben, yalnızca senin olduğun yerde huzur bulabilirim, yalnızca senin huzurunda acı çekmek ve sevinmek isterim. Ey göklerdeki Babam, gelsem beni kovar mısın ?  ”  Werther, Goethe Devamı

06 12 2012

Maske

   Maskenin ardında bir yaşam, zoraki olsa da mecburi.    Maske takmak ya da maskeyi itip sahici olmak...hangisi tercih edilmeli ? Maske, antikiteden beri kullanılan bir imge, bir metafor, bir gizem...Günlük hayatta da sık sık kullandığımız bir şey aynı zamanda, insan bulunduğu ortamlarda bazı zamanlarda 'mecburen' maske kullanıyor. Maske kullanmak aldatıcıdır, ancak gizemlidir, keşfetme arzusu uyandırır.    Kendin olmak, sahici olmak kısıtlandığın bir toplumda zor olsa gerek, dilediğin gibi yaşamak olanaksız. Yani özgür olmak- ki özgürlükten kastım klasik bilinen özgürlük anlayışına biraz zıt- zor.  Kimi insanlar vardır ki, maskelerin ardında geçirir hayatlarını, yüzünde hep bir mutluluk ifadesi, güçlüyüm imajının ardına sığınır ve zamanla o maske bedeninin bir parçası haline gelirken, kendi yüzünü kaybeder.Kötülük pek çok maske giyebilir, hiçbiri iyilik maskesi kadar tehlikeli değildir. Devamı

29 09 2012

Karşı Koyamadığımız Kokular

      Koku alma en eski duyularımızdan. Nature Neuroscience dergisinde yayımlanan çalışma, koku alma duyumuzu kullanmazsak, bu duyuyu kaybedebileceğimizi gösteriyor. Tam olarak duyunun niçin azaldığı bilinmiyor fakat yapılan deneylerle yeniden kazanabileceği düşünülüyor. Günlük hayatta hangi duyumuz daha az önem arz edebilir ki! Evet kıyaslanamaz.Birinin eksikliği bile hayati değerdir. Farkında olmadığımız  duyumuz bu olsa gerek .Düşünsenize; enfes bir yemek,kendinizden geçeceğiniz bir parfüm ,deniz kokusu,bir çiçek,baharat.Mahrum kalmak çok örtüşürdü bu rahatsızlığa. Es geçilmeyecek bir şey de var ki sevdiğin insanın kokusu .Vazgeçilmezdir. Peki sizin karşı koyamadığınız kokular nelerdir?   ... Devamı

26 09 2012

şişede biraz şarap kalmış...

 ' Gecenin ortasında uyanıyorsun. Ağlamaya başlıyorsun. Bana ne oluyor? Ah, yaşamım, ah gençliğim. Şişede biraz şarap kalmış. İçiyorsun. Saatin tik-takları. Uyumak. İnsanlar bir mutlu yaşam özlemidir tutturmuşlar. Oysa, asıl mutlu yaşama, ölsem de bir, yaşasam da dediğinizde kavuşuyorsunuz. Uzun bir süre sonra, nice bahtsızlıklarla didiştikten sonra varıyorsunuz o yere. Ve, sanıyor musunuz ki, insanlar sizi orada rahat bırakıyorlar? Hiçbir zaman.   Bu kayıtsızlık cennetine vardığınız anda, sizi oradan çekip çıkarıyorlar. Ulaştığınız cennetten çıkıp yeniden cehenneme dönmek zorunda kalıyorsunuz. Tam dünyayı yok saydığınızda, o dünya gelip sizi kurtarıyor - en azından alay konusu yapmak için. ' J.Rhys Devamı

24 09 2012

sürpriz :)

    Bundan 2 sene evvel tanıdım onu, bazı arkadaşlıkların, dostlukların, aşkların başladığı yerde tanışmıştık, şimdi mazide, yarım kalan yerde. O kasanın ardında, hemen yanında ojesi, parfümü, kahvesi eksik olmayan, minik güzel bir kadındı.     Zamanla sevdim o kadını, o ablayı. ve bu gün, hayatıma iyi ki de girmiş olan o güzel kadının doğum günü. Sen iyi ki doğmuşsun, iyi ki varsın ve var olmaya devam etmelisin, hayatımızda. Nice yıllara ablacım !   Devamı

23 09 2012

Pazar Kahvaltısı

Günlerden Pazardı ve hızlı bir başlangıç yapmıştık.Sağlam kafa sağlam vücutta olur demiş Atalarımız.Demek oluyor ki ,günün en önemli öğünü kahvaltıyı çatlayana kadar yiyeceğiz..Malum Pazar kahvaltıları diğer günlere nazaran torpillidir. Hafta içi kullanılan menü %50 artıştadır,ve çeşitlenmiştir.Bir kaç çeşit zeytin,bir kaç çeşit peynir,bir kaç çeşit reçel,salam,sucuk,yumurta,bal,tereyağ,börek,çörek,kek,çay,ve finali kahve olmak üzere genel hatlarıyla olay tamda budur.Bitmek bilmez o gün kahvaltı.Sanırsın ki her bir lokma en az 40 kere çiğnenmek zorundadır.Mutfaktaki televizyon açıktır,yada salondan yapılır yayın.Bizim keyfimizken televizyondan gelen yüksek ses ,komşunun horuldanma sebebide olabilir!Haklı. Dikkat etmek ,duyarlı olmak lazım.Komşu komşunun külüne muhtaç ne de olsa.(ne zaman bu cümleyi duysam biri benimle dalga geçiyor sanırım,komşulukmu kalmış arkadaş,çok acı)Velhasıl gazetelerimiz  yanımızda,tv daki program bangır bangır,seramoni hadi başlasın. Toplu bir eylem içerisindeyiz ama iletişimimizi koparmışız baksana.Bizden kimseye ait olmayan sesler,sayfalarını çevirdiğin yazılar,40 çiğnemeli lokmalar,ergenlerin elinde cep telefonları bıgbıg,bıgbıg.Bizimde çocukluğumuzda kalan Pazar kahvaltıları var,bugüne hiç benzemeyen.Ailece aynı sofrayı paylaşabiliyoruz sadece derdimiz tasamız yoksa.Fikirler alışveriş dışı,kalıplar sabit.Muhabbetimiz değil,kahvaltı sonrasında genç kızın yaptığı tumturaklı kahvemiz koyu olan. İçimiz sıkılmasın duruma yinede,koştura koştura yaşıyorken hayatı buna da şükür Polyanna. Afiyetli muhabbetler. ... Devamı

23 09 2012

Önce biraz biz...

Dilbilir... içimizdeki filolog...soyadının hamuru sanki. Hayatın üniversite, vizeler, finaller, bütünlemeler sancısında. Yaz tatillerinin battığı, sonsuz çalışma arzusuyla dolu nadide bir tür. Kitap kurdu, faydalı meraktan yana...   Ç.Y. Yenigün...içimizdeki büyük çocuk...enerjik, neşesini bol, hüznünü derin yaşayanlardan. hem okur hem yazar hem çizer, he bir de dinler, derinden...Ortaçgil sever :)  D.D. Devamı